Son yazilarim

Kategorilerim

Son Yorumlar


<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

17/4/2008 - Suyun Hafızası Var

Kategori: Paylasim
Suyun Hafızası Varmış 
Fransız bilim adamı Dr. Jacques Benveniste, araştırmalarda DNA hücrelerinin belli bir frekansta foton (ışık) yaydığını, farklı hücrelerin farklı frekansta titreştiğini, farklı titreşimdeki iki hücre yan yana geldiğinde yeni bir frekans oluşturup birlikte bu frekansta titreşmeye başladıklarını ve elektro manyetik dalgalar ile bir çağlayan yaratıp ışık hızında yolculuk ettiğini keşfetmiş.1980'lerde başlattığı çalışmalarında suyun hafızası olduğunu anlamış. Suya bir madde ekleyerek bunu 1 milyon kez sulandırmış ve özel bir alet ile aşırı hızda karıştırarak o maddenin yok olacağını tahmin etmiş ama hala maddenin suda mevcut olduğunu görünce deneylere defalarca milyonlarca kez daha sulandırarak devam etmiş. Ancak ne kadar sulandırsa da suyun içine en başta eklenmiş olan maddenin yok olmadığını tespit etmiş. O zaman suyun yüklenen maddeyi bir şekilde hafızaya kaydettiğini anlamış. Bir başka deneyinde suya bir zehir yerine sadece zehirin frekansını yüklemiş ve aynen zehirin kendisi eklenmiş gibi içine koyulan sinekleri öldürdüğünü tespit etmiş.

 Benvenistenin araştırmalarını şüphe ile karşılayan Queens Belfast üniversitesi Profesörü Madeleine Ennis Avrupa ülkelerinde yelpazelenen bir araştırma grubuna katılmış. Fransa, İtalya, Belçika ve Hollanda'dan oluşan ekip Profesör M. Roberfroid tarafından koordine edilmiş. Belçika Katolik Üniversitesinde, Benvenistenin kullandığı orijinal deneyin daha rafine edilmişini kullanarak, yapılan uygulamayla ilgili her dört laboratuardaki bilim adamları deney solüsyonlarının içinde ne olduğunu bilmeden çalışmışlar. Hatta tüplerin bazılarında sadece saf su varmış. Tüm deney bağımsız bir bilim adamı tarafından koordine ediliyormuş. Bu kişi tüm solüsyonları kodluyor ve bilgiyi topluyormuş ama deneylerde bil-fiil çalışmıyormuş, bu yüzden yalan ve dolana yer kalmamış. Yapılan tüm deneyler Benveniste'nin sonuçlarını desteklemiş. Benveniste buna karşılık "12 sene önceye, bizim başladığımız noktaya gittiler" demiş. Benveniste ayrıca "Biyokimyevi maddelerin yaydığı sinyal kaydedilip internet aracılığı ile dünyaya yayılabilir ve bu sinyal biyolojik hücreleri sanki gerçekte o madde varmış gibi etkileyip değişim yaratır" demiş.

 Unutmayalım ki; insan bedeninin %85'i sudur. Düşüncelerimiz ve konuştuklarımız bedenimizdeki suya kaydedilir ve o kalitede yaşarız. Şeklimizi, sağlığımızı ve hayatımızı biz oluştururuz. Yaşam muhteşem bir enerjisel danstır, frekansların uyumu, birleşmesi, çatışması, iç içe geçmesi, aşağı-yukarı, sağa-sola, zıt yönlere dalgalanmasının dansı.

 Masaru EMOTO
"İÇİNDE SU OLAN ŞİŞENİN ÜSTÜNE YAZILMIŞ VEYA SÖZEL SÖYLENMİŞ OLAN SÖZCÜKLER, DÜŞÜNCELER, SUYA ÇALINMIŞ OLAN MÜZİK VEYA OYNATILMIŞ FİLM İLE SUYUN YAPISAL ÖZELLİĞİ DEĞİŞİR."

 Yaratıcı Japon bilim adamı Emoto'nun çalışmasında somut kanıtlarla insanın titreşimsel enerjisinin, düşüncesinin, kelimelerin, fikir ve müziğin, hatta son yaptığı çalışmalarda suya oynatılan filmlerin dahi suyun moleküler yapısını etkilediğini ispat etmiştir. Su bu gezegendeki yaşamın kaynağıdır. Beden bir sünger gibidir ve hücre denilen, sıvı dolu trilyonlarca odacıktan oluşur. Yaşamımızın kalitesi sıvımızın kalitesi ile direk bağlantı halindedir. Su son derece uyumlu bir maddedir. Fiziksel şekli kolayca bulunduğu ortama adapte olur. Fakat değişen sadece fiziksel şekli değildir, moleküler şekli de değişir. Çevreden aldığı enerji veya titreşimler suyun moleküler şeklini değiştirir. Bu anlamda su sadece görsel olarak çevresel durumu yansıtmaz, aynı zamanda moleküler anlamda da yansıtır.

 Bay Emoto görsel anlamda bu moleküler değişimi belgelemekte. Su damlacıklarını dondurup fotoğraf çekme kapasitesi olan bir karanlık alan mikroskobu altında inceliyor. Yapılan çalışmalar çevresel etkilerin suda yarattığı moleküler değişimi açıkça ortaya koymakta. Bay Emoto dünyanın değişik kaynaklarından alınan ve değişik durumlarda olan suyun kristalize şekillerinde birçok büyüleyici farklılıklar keşfetmiş. Akarsulardan ve kaynaklardan alınan su çok güzel geometrik şekilleri olan kristal desenler gösterirken, sanayi ve yerleşimin yoğun olduğu yerlerden alınmış kirli ve toksik su ile su borularında, depolarda bekletilen durgun su damıtılmış olsa bile kesin olarak şekilsel bozukluk ve rast gele oluşmuş kristal şekiller oluşturuyor. 

 

  GÖKMEN.NET grubuna kayıt ol              

E-posta:

Bu grubu ziyaret et 


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Baglanti

15/4/2008 - MSN Live Messenger 9.0 Beta

alt
 
Bildiğiniz gibi WLM'de rahatsız edici reklamlar bulunur ve birden fazla WLM'yi çalıştırmak için çoklu açma yaması gerekir. Kurulumdan sonra yamayla, başka şeylerle uğraşmaya gerek kalmadan, direkt olarak kurup çoklu çalıştırabileceğiniz en son beta WLM Türkçe paketi.
 
Ana pencere:
-Windows Live Today düğmesi kaldırıldı
-Arama yap düğmesi kaldırıldı (Sesli konuşma değil)
-Mobil cihaz düğmesi kaldırıldı
-Reklam kaldırıldı
-Arama kutusu kaldırıldı (alttaki)
-Giriş yaparken çıkan alttaki bağlantılar kaldırıldı
 
Konuşma penceresi:
-Çoklu açma desteği eklendi
-Titreşim sınırı kaldırıldı
-Titreşim geldiğinde hareket etme engellendi
-Reklam kaldırıldı
-"Donatı alın" bağlantısı kaldırıldı
-What's Hot bölümü kaldırıldı
-Bilgi çubuğundaki durum iletileri kısaltıldı
-Paylaşım Klasörleri görünümünden reklamlar kaldırıldı
-Ödeme Bilgileri menüleri kaldırıldı
-Bilgisayarım'da "Paylaşım Klasörlerim" görüntülenmez
 

Kurduğunuzda şuna benzeyecek:

 

 

 


Şart olmasa da kurmadan önce varsa eski 9.0 betalarını kaldırmanızı tavsiye ederim.
 
 

      GÖKMEN.NET grubuna kayıt ol              

E-posta:

Bu grubu ziyaret et 


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Baglanti

15/4/2008 - Kalbinizi Koruyun...

Kategori: Paylasim

Kalp krizini engellemek için 6 çözüm
Türkiye'de ve dünyada insanların karşılaştığı en büyük sağlık sorunların arasında gelen kalp krizi riski, 6 basit önlemle yarı yarıya azaltılabiliyor.

Yüksek kolesterol, tansiyon, sigara kullanımı ve genetik bağlantıların yanı sıra kalp krizinin en büyük tetikleyicileri arasında hareketsiz bir yaşam tarzı ve yaş faktörü bulunuyor. Hiçbir sorun olmasa bile her insanın kalp krizi yaşama riski olduğunu vurgulayan Özel Memorial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Uzman Dr. Deniz Şener, 6 basit önlemle bu riskin yüzde 50 oranında azaltılabileceğini belirtiyor. Sağlıklı bir kalp için, stresten uzak durmayı ve sürekli gülmeyi tavsiye eden uzmanlar, mutlu bir evliliğin ve her öğle bir saat uyumanın kalbe iyi geldiğini belirtiyor. Uzmanlar kalp sağlığı için kadınların doğum kontrol hapı kullanmaması uyarısında da bulunuyor.

Kalp krizi geçirme riskini en aza indirmek, kişinin kendi elinde. Sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam kalp krizini önlemenin en etkili ve klasik yolları. Ancak göz ardı edilen bazı ayrıntılar var ki, işte onları uygulamak bu riski en aza indirmek için yeterli.

Sağlıklı kalbin sırlarını açıklayan Uzm. Dr. Deniz Şener, her gün öğle saatinde bir saat uykunun kalbi dinlendireceğini ve üzerindeki yükü büyük oranda azaltacağını dile getirdi. Öğle saatlerinde veye hemen sonrasında bir saatlik uykunun vücudu dinlendireceğini ve stresi alacağını aktaran Şener, "Öğle uykusu uyuyanların uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riskini yarı yarıya düşmektedir. Çünkü, uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Fizik olarak uykusuzluğa dayanılabilir ama ruhsal olarak dayanmak mümkün değildir. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur bu da kalp krizi riskini tetikler." İfadesini kullandı.

-MUTLU EVLİ ÇİFTLERİN KALPLERİ DAHA SAĞLAM-

Çağımızın en büyük sorunlarından birisi olan mutsuz evlilik kalbe de iyi gelmiyor. Evlilikleri mutsuz olan çiftlerin bütün yaşamları ve metabolizmaları mutsuz ortamdan olumsuz etkileniyor. Evli olmanın toplumda kabul görme anlamına geldiği için evli çiftlerin toplumda sosyal barışı yakaladığına dikkat çeken Şener, bunun da çiftleri stresten uzaklaştırdığına dikkat çekti. Mutlu bir evlilik ve düzenli yaşamın kişilerin kafasındaki birçok soru işaretini kaldırdığına işaret eden Şener, "Düzenli ve mutlu bir evlilik, kalp krizi riskini düşürmektedir. Bekar insanların konsantrasyonları dağınık olur. Sosyal açıdan da toplum tarafından kabul görmedikleri için büyük bir stres altına girerler. Bu stres de kalp krizi riskini tetiklemektedir." şeklinde konuştu.

-KADINLARA UYARI: "DOĞUM KONTROL HAPI KULLANMAYIN! "-

Günümüzde pek çok evli çiftin kullandığı doğum kontrol haplarının da kadınlar için kalp krizi riski taşıdığı belirtiliyor. Kalp damarlarındaki pıhtılaşma riskini artıran doğum kontrol hapları, kalp krizini tetikliyor. Ayrıca kalp damarlarında başlayan pıhtılaşmanın akciğer ve beyne oluşma riski ortaya çıkıyor. Zorunlu olmadıkça doğum kontrol hapı kullanılmaması uyarısında bulunan Uzman Doktor Deniz Şener, "Doğum kontrol hapı kullanımı, kalp damarlarında pıhtılaşma meylini artırmaktadır. Bu pıhtının damarların dışında akciğerlerde ve beyinde oluşma riski de çok yüksektir. Doğum kontrol hapını çok büyük bir mecburiyet yoksa kullanmamakta yarar vardır. Hele ki kişide kalp hastalığı söz konusu ise doğum kontrol hapından kesinlikle uzak durması gerekir. Çünkü uzun kullanımlarda damar içindeki pıhtı oluşma riski de artmaktadır." diye konuştu.

-"STRESTEN UZAK DURUN VE HAREKETLİ BİR YAŞAM SÜRÜN" -

Sağlıklı bir kalbin önemli sırlarından biri stresten uzak durmak, diğeri ise hareketsiz bir yaşamdan kaçmak. Modern hayatın en büyük sorunları ve birçok hastalığın kaynağı olarak gösterilen stres kalp için de en büyük tehditlerden birini oluşturuyor. Stresin yanında hareketsiz bir yaşam tarzı eklenince kalp krizi riski daha da artıyor. Dünyanın birçok yerinde sivil toplum örgütleri düzenledikleri kampanyalarla insanları daha hareketli bir yaşama davet ediliyor.

Dünyanın doğal afetler ve patlayan bombalarla hergün karşı karşıya kaldığını vurgulayan Uzm. Dr. Şener: "Kişilik yapısı üzülmeye çok meyilli olan insanlar kendisi dışında çevresinde gelişen olaylara ve insanların yaşadıklarına çok hassas yaklaşabilir. Sürekli kederlenebilir ve olayları kendine dert edinebilir. Bu durum özellikle doğu kültürlerinde çok yaygındır. Günlük yaşantıda bunun dışına çıkabilmek çok önemli. Çevredeki olayların çok fazla etkisi altında kalmak ve onlar için kederlenmek, kalbe oldukça zararlı. Çünkü kişinin sürekli kendini memnun ve mutlu edecek bir şeyler bulması, kalp krizi geçirme riskini düşürmektedir."

Sürekli masa başında olan insanların da kalp krizine yakalanma riskinin yüksek olduğunu belirten Şener, "Bu kişilerin öncelikle masa başından kalkmaları gerekir. Hareketsiz olarak 2 saati masa başında geçirmek ciddi bir kalp krizi riski oluşturmaktadır. Öncelikle günlük 45 dakikalık yürüyüş yapmak çok önemlidir. Otururken yapılabilecek egzersizler çok önemlidir. Bunlar; boyun çevirme, bacakları karna çekip uzatma, pedal hareketi yapma ve kolları arkaya doğru açarak germedir." diye konuştu.

Mutlu bir kalbin aynı zamanda sağlıklı bir kalp olduğunu belirten uzmanlar, gülmenin kalbe zararlı stres hormonlarının baskılanmasına yardımcı olduğunu ve bu sayede kalbe zararlı faktörlerin de ortadan kalkacağını dile getiriyor.

      GÖKMEN.NET grubuna kayıt ol              

E-posta:

Bu grubu ziyaret et 


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Baglanti

8/4/2008 - İnternet Kullanıcılarının Dikkatine!

alt
Sevgili İnternet Kullanıcıları; Benim en büyük sorunlarımdan birisi, son aylarda özellikle yoğunluk gösteren mail ve saçma msn mesajlarıdır. Her mailimi açtığımda Yok şu şöle olmuş yok bu böyle olmuş bir sürü mail gelir. İnandırıcı ve ısrarcı bir dille ağır bir Milliyetçi, Dinî , Kemalist, Laik gibi kavramları dikte ederek insanların hem zamanlarını hemde azimlerini kıran sömürgeci zihniyeti kınıyorum.
Bana gelen maili sizlerle paylaşarak bu soruna karşı verilecek cevabın ne olduğunu göstermek istedim.
1. bir yere üye olduğunuz, bilmem kaç tane e-posta gönderdiğiniz için fidan falan dikilmez!

2. bir yerlerde oy kullandığınız için türkiye'de bir kanun teklifi yasalaşmaz!

3. bir e-postayı 10-50 kişiye gönderirseniz dileğiniz yerine gelmez! dileğinizin olması için çalışmanız gerekir (bazen bu kadar postayla tam tersi olur; o kadar adam size beddua eder ki, 'bu işlerim niye sarpa sardı yahu?' diye düşünür durursunuz).

4. bir e-postayı gönderdiğiniz kişi sayısına göre microsoft veya aol gibi firmalar size para yardımı falan yapmaz! nefes aldığınız için size para ödeyen oldu mu şimdiye kadar? eee?

5. microsoft servetini falan dağıtmıyor arkadaşlar! manyak mı bunlar?

6. lc waikiki satılmadı!

7. domino's pizza domuz yağı/eti kullanmıyor! ayrıca meyveli yoğurtlarda da domuz yağı iğrenç olur!

8. gerçekte yardım bekleyen yanmış bir çocuk yok. varsa da aynı çocuk geçen sene zaten bir kez yanmıştı!

9. hastanede kan bekleyen öyle bir vatandaşımız yok! varsa bile kan e-posta ile istenemeyecek kadar acildir.

10. coca cola'yı tersten okuyup 'la kabe' görebiliyorsanı z, barkodlardan yemek tarifi de okuyabilirsiniz.

11. doları katlayınca pentagonun yanmış resmi oluyormuş. az daha katlayınca ikiz kulelerin yanmış şekli çıkıyormuş. dolar, pentagon ve ikiz kulelerin inşasından çok daha önce şu andaki halini almış ama, ne gam, değil mi? :)) bir şeyi yeterince sündürürsen her şeye benzer zaten!

12. 'bu e-postayı sana yollayana da yolla. dostluğumuz pekişsin!' diyenlere sesleniyorum. aynı e-postayı göndermeyin. başka şey yollayın kardeşim!

13. nike logosunda aslında allah yazısı gizliymiş. biz baktık. göremedik :)

14. türk polisi e-posta trafiğini takip etmiyor! ortada yeterince 'trafik' var zaten!

15. sinemada koltuğumuzun altına aids virüsü taşıyan iğne yerleştiren psikopatlar varmış ya; işte onlar yok aslında.. öcü o öcüüü...

16. biri sizi kafaya takmışsa ondan bir zarar görme riskiniz görece yüksektir. fakat fazladan telaşa gerek yok; size birinin zarar verebilmesi için msn kullanmak gerekli değildir :)

17. msn paralı olmuyor. logo mogo maviyken yeşile veya mora dönmüyor. bir yere tıklamanız da gerekmiyor!

18. erkek milletini yeren, kız milletini öven mailler erkeklerin icadıdır. maksat kızların msn adreslerini topalamaktır arkadaşlar!

19. israilli bilim adamlarının sivri sinek dna'sıyla oynayıp süper kan emici, on kat daha dayanıklı hale getirdiği ve komşu ülkelerin türkiye de dahil dna haritasını çıkartmakta kullanacağı casus sivrisinek olayı... tabi mesajın sonlarındaki damarlamızdaki asil kanı kirletmeye yönelik böyle bi girişimi kemalist gençliğin asla kabul etmeyeceği vurgusu, karşılıklı akıl sağlığı dilekleriyle vedalaşmamıza yol açmıştır.

20. 1987'den beri dolaşan e-posta diye bir şey yoktur. zira o yıllarda e-posta yoktu!

21. klavyemizdeki 'w, h, k, ğ' tuşları paralı olmayacak. yormayın kendinizi!

22. petrol rezervlerimizin üzerine amerika civa döküp kuyuları kapatmış. arkadaşlar, bu mesajı hababam göndereceğinize bi kova kapıp civaları boşaltın madem! malum, cıva sıvı bir madendir. tamam ağır, ama sıvı!

23. rus hackerler türk hackerlara savaş falan açmadı. açsa da ucu bize dokunmaz! siz hacker mısınız?

24. sizi kimse telefonunuzu kontrol etmek için arayıp sizin kimlik bilgilerinize erişmek için kullanamaz. faturasını falan da sizin hesabınıza böyle bir yöntemle geçiremez! yapana da helal-i hoş olsun derim, ne diycem?!

25. mars'ta uzaylı falan yok, taş onlar taş! kalanı da fotoşop...

26. ona buna yönlendirdiğiniz mesajları takip edebilecek bir teknoloji yok; buna gerek de yok!

27. gıda maddelerinin içindeki e kodlu katkıların hepsi avrupa birliği standartlarına uygun doğal katkı maddeleri; siyanür falan yok yani... mesajda 'en tehlikeli e' denen e330 ise bizzat limon tuzu (sitrik asit) be arkadaşımmm! en fazla ekşidir yani!!!

28. herhangi bir mesajı tıklayarak iletmek (forward etmek) eylem koymak değildir; size yanlış öğretmişler. arada başka şeyler de okumak, araştırmak lazım. bi de o koltuğun üzerindeki şeyinizi arada bir oradan kaldırmak...

29. tayyip erdoğan'ın oğlu arabasıyla şarkıcı falan ezmemiş; deniz baykal falanca örgütte ajan olarak bulunmamıştır. onların cürmü kendilerine yeter zaten!

30. kentucky fried'ın tavukları normal tavuktur; hatta buradakiler bizzat banvit'dir. o gönderdiğiniz resimler ise sadece yolunmuş tavuklardır! boşuna korkmayın...

31. sevgiyi göstermek için mailden başka yollar da vardır; en azından kıçınızı kaldırıp bi ziyaret, olmadı telefon edebilirsiniz.

32. kimse kimseye 10.000 tane beleş tekerlekli sandalye vermemiştir; verse bile emaille dağıtılmasına hacet yoktur.

33. falanca ankette İstanbul'u en baba şehir, Atatürk'ü en büyük lider olarak tıklama yarışına girmek, sizi ve bizi ancak komik yapar; biz hariç herkes buna güler zira İstanbul'un Türkler için ne denli önemli bir şehir olduğu , ve Atatürk'ün ne kadar büyük bir Türk olduğu tüm milletimizce zaten bilinmektedir ve kimsede aksini düşünemez. ( Bazı anlama özürlüler için anlayabilecekleri sadeliğe itinayla getirilmiştir )

34. bilmemne tantralarından, yogi özdeyişlerinden hikmet forward edeceğine, atandan dedenden nasihat almaya bak; onlarda neler var!

35. powerpoint programı, düz yazıyla da gayet güzel yazabileceğiniz lüzumsuz bilgileri bıktırıcı ses ve hareket efektleri eşliğinde arka arkaya dizip milletin mesaj kutusunu şişirmeniz için icat edilmemiştir.

36. bor, toryum, nomibyum ve diğer bir ton garip elementin tonlarcasının üzerinde oturduğumuz doğru olsa bile, onlar yer altında para etmiyor; siz mesaj gönderdikçe de yerden çıkarılmıyorlar. bana değil, jeologlara falan gönderin, ne bileyim!

37. time dergisinin anketini önemsediğiniz kadar ailenizi, eşinizi, dostunuzu önemseseniz, kimsenin bir derdi kalmaz kanımca!

38. gönderdiğiniz 'dostluk' mesajlarının adres satırındaki 1500 dostunuzdan biri olmak bana kendimi hiç bir şekilde 'özel' hissettirmiyor, bu böyle biline!

39. kola almayınca amerika'yı boykot mu ettiğinizi sanıyorsunuz? afferim size!

40. göbekten uçurtma bin tane komplo teorisi gönderiyorsunuz, kaynak sorunca küsüyorsunuz! olmuyo ama böyle...

41. danone'ler çocuğunuzu geri zekalı yapmaz.. ama bu tip mesajlar hem sizi hem de çocuğunuzu geri zekalı yapabilir...

42. türklük gibi şeyler maille belli olmaz. diyelim ki oluyo sizin o maili forwardladığınız zaten biliyo sizi boşuna zaman kaybetmeyin. ..

43. iletilerin konu kısmında ne kadar FW FW FW FW İLT İLT İLT İLT FW var ise o kadar ayıp ettiniz.

Sevgiler

      GÖKMEN.NET grubuna kayıt ol              

E-posta:

Bu grubu ziyaret et 


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Baglanti

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->